22:31 - “Asıl Sorun Denge Kaybı”
14:03 - Başkan Aslan, “Ne Avrupalı Olabildik Ne de Türk Kalabildik”
19:14 - Sivas’ta Genç İletişimciler Dijital Dünyaya Hazırlanıyor
20:20 - “Kurumları Güçlü ve Kararlı Adımlar Atmaya Davet Ediyoruz”
20:06 - “Biz Eğitim-İş Olarak Yıllardır Uyarıyoruz!”
19:31 - “Okullarda Güvenlik Önlemleri Artırılmalı”
13:13 - “Sivas Gezmeyi Sevenleri Ağırlamaya Hazır”
23:04 - Sivas Kellesi Tescillendi
16:20 - “81 İLDE 81 ÇALIŞTAY HEDEFİYLE YOLA DEVAM”
17:21 - Halk Oyunlarında Sivas Ekibi Bölge Finali Yaışmasında 1.ci Oldu
“ASIL SORUN DENGE KAYBI”
Okullarda son günlerde yaşanan olaylar hakkında değerlendirme yapan, OFB Eğitim Kurumları Kurucusu Onur Feridun Bozyiğit, “Eğitimde yeniden otoriteyi, sınırı ve disiplini tesis etmeden hiçbir reform başarıya ulaşamaz.” dedi.
Bozyiğit, “Son yaşanan acı olayın ardından eğitim üzerine konuşurken kelimeleri seçerek değil, gerçeği söyleyerek ilerlemek gerekiyor. Çünkü mesele artık bir pedagojik tercih değil; bir otorite, sınır ve sorumluluk meselesidir.
Bugün okullarda yaşanan kırılmanın temelinde şu var:
Eğitim sistemi, öğretmeni merkeze koyan bir yapıdan uzaklaşıp; velinin ve öğrencinin beklentilerini sınırsızlaştıran bir yapıya evrildi. “Öğrenci merkezli eğitim” kavramı, olması gerektiği gibi bir gelişim modeli olarak değil; disiplinsizliğin ve otorite boşluğunun kılıfı haline getirildi.
Sınıfın içinde öğretmenin sözü tartışılır hale gelirse, okulun kapısından giren öğrenci önce kuralı değil “alternatifleri” öğrenirse, veli en küçük sorunda öğretmeni sorgulayan değil baskılayan bir aktöre dönüşürse; orada eğitim olmaz, kaos başlar.
Bugün geldiğimiz noktada öğretmen yalnızdır.
İdare temkinlidir.
Veli talepkâr, öğrenci ise sınırsızdır.
Bu tabloyu görmeden “çözüm” aramak, sorunu inkâr etmektir.
Evet, açık konuşalım:
Eğitimde yeniden otoriteyi, sınırı ve disiplini tesis etmeden hiçbir reform başarıya ulaşamaz.
Ama burada kritik bir ayrım var:
Bu bir “baskı sistemi” çağrısı değil; kuralsızlığa karşı düzen çağrısıdır.
Öğretmen sınıfta tartışmasız otorite olmalıdır.
Bu, öğretmenin sorgulanamaz olduğu anlamına gelmez;
ama sınıf içinde son sözün kimde olduğu tartışma konusu yapılamaz.
Velinin eğitim sürecindeki rolü destek olmaktır, yön vermek değil.
Her şikâyet hattı, her sınırsız müdahale kanalı; öğretmenin elini zayıflatmakta, öğrencinin sınır algısını yok etmektedir.
Öğrenci ise özgür değil, sorumlu birey olarak yetiştirilmelidir.
Özgürlük; kuralsızlık değildir.
Hak; sorumluluktan bağımsız değildir.
Bugün toplumun karşı karşıya olduğu krizlerin önemli bir kısmı, okulda zamanında konulamayan sınırların sonucudur.
Disiplin eksikliği sadece sınıfı değil, geleceği de zayıflatır.
Artık şunu kabul etmek gerekiyor:
Eğitimde denge bozulmuştur.
Bu denge yeniden kurulmadıkça;
en iyi müfredat da yazılsa, en modern binalar da yapılsa, sonuç değişmeyecektir.
Çözüm açık ve nettir:
Güçlü öğretmen, net kurallar, sınırlı veli müdahalesi ve sorumluluk bilinci yüksek öğrenci.
Bunun dışındaki her yaklaşım, sorunu ötelemekten başka bir işe yaramaz.
Ve artık öteleyecek zaman kalmadı.”şeklinde ifade etti.