10:59 - Müzeler Sivas’ta Bugün Ücretsiz
09:57 - Başkan Çayır, “Site aidatlarında yeni kurallar yürürlükte”
09:46 - Karasu, “Emekçinin canı, kimsenin canından ucuz değildir!”
09:09 - 18-22 Mayıs Müzeler Haftası Kutlu Olsun
21:58 - Mil-Büro-Sen’den SGK İl Müdürüne Ziyaret
09:09 - Sivas’ta Özel Çocuklardan Unutulmaz Bir Gece
06:45 - Minik Eller Ağaç ve Çevre Sevgisi İle Yetişiyor
11:55 - EĞİTİM-BİR-SEN SİVAS 1 NOLU ŞUBE’DEN ULUSLARARASI BAŞARI
08:52 - Âşık Veysel’i Sahneden Andılar
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Sakarya’nın Hendek İlçesinde Son On Gün İçinde Yaşanan İş Cinayetlerine İlişkin Basın Açıklaması yaptı.
Karasu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Haftası henüz çok yeni geride kalmış ve Soma katliamı anılırken; Sakarya Hendek 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde yalnızca son 10 gün içerisinde yaşanan üç ayrı faciada, 3 emekçimizin yaşamını yitirmesi, Türkiye’de çalışma hayatının nasıl bir denetimsizlik ve güvencesizlik düzenine teslim edildiğini bir kez daha ortaya koymuştur.
İlk olay 8 Mayıs günü yaşanmıştır. Kayış üretimi yapan bir fabrikada patlama meydana gelmiş, patlamada ağır yaralanan 26 yaşındaki Tayfun Atış hayatını kaybetmiş, 8 işçi yaralanmıştır. Ardından, bir alüminyum fabrikasında üzerine ağır rulo parça düşen 52 yaşındaki Hüseyin Bodur hayatını kaybetmiştir. Yine Sakarya 2. OSB’de çelik yapı üretimi yapılan fabrikada vinç halatının kopması sonucu 41 yaşındaki Muhammet Duman, çelik konstrüksiyonların altında kalarak yaşamını yitirmiştir.
Hendek’teki bu ölümler tesadüf eseri değildir. 2020 yılındaki Havai Fişek Fabrikası katliamında yaşananlar hafızalardaki yerini korurken alınmayan önlemlerin, yapılmayan denetimlerin ve emekçinin canını maliyet kalemi olarak gören bir anlayışın eseridir.
AKP iktidarı döneminde işçi sağlığı ve iş güvenliği alanı tamamen keyfiyete sürüklenmiştir. Öyle olmasa; yalnızca yılın ilk 4 ayında 622 emekçi yaşamdan koparılmaz, iktidarları boyunca yaklaşık 36 bin işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmezdi. Her facianın ardından yayımlanan sıradan taziye mesajları ve göstermelik açıklamalar; Türkiye’nin ucuz, güvencesiz ve denetimsiz emek rejimi gerçeğini değiştirmemektedir.
AKP İktidarında çalışma hayatı; üretimin ve emeğin merkezine insan yaşamını koyan bir anlayıştan tamamen kopmuştur. İş güvenliği maliyet olarak görülüyor, denetim mekanizmaları etkisiz bırakılıyor ve emekçiler adeta kendi kaderlerine terk ediliyor. Oysa bir ülkenin gerçek kalkınması; insan hayatını koruyan, emeği güvence altına alan ve kamusal sorumluluğu esas alan bir anlayışla mümkündür. Hendek’te yaşananlar da çalışma hayatında büyüyen bu çürümenin, kuralsızlığın ve denetimsizliğin ağır sonuçlarından biridir.
Soruyoruz:
Hendek’te neler yaşanmaktadır?
Aynı bölgede kısa süre içerisinde yaşanan bu ölümlerin sorumluları kimlerdir? Denetimler yapılmış mıdır? İş güvenliği önlemleri neden uygulanmamıştır veya uygulandıysa neler yapılmıştır? Emeklilik yaşında olması gerekirken, çalışmak zorunda kalan bir işçinin, en temel istifleme kurallarının bile uygulanmadığı bir fabrikada can vermesi neyin sonucu, kimin eseridir?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı derhal göreve çağırıyoruz.
Aslolan; emekçiler yaşamını yitirdikten sonra açıklama yapmak değil, iş cinayetleri gerçekleşmeden gerekli önlemleri almak, etkin denetim mekanizmalarını işletmek ve yaşam hakkını korumaktır.
Emekçinin canı, kimsenin canından ucuz değildir!
İhmaller öldürür, önlemler ise yaşatır.
İnsan hayatını hiçe sayan bu kara düzeni değiştirene, çalışma hayatında insan onuru ve yaşam hakkı esas alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Hayatını kaybeden emekçilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve çalışma arkadaşlarına sabır diliyoruz.”