SON DAKİKA

Sivastan Haberler – Sivas Güncel ve Son Dakika

Başkan Haral, “Hukuk 17 Yıldır Hala Karlar Altında”

Bu biyografi 28 Mart 2026 - 18:38 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Başkan Haral, “Hukuk 17 Yıldır Hala Karlar Altında”

Milli Yol Partisi Sivas İl Başkanı Zeki Haral’ın Sivas’ta Cumhuriyet Meydanında parti teşkilatı ile birlikte yaptığı basın açıklamasında Muhsin Yazıcıoğlu suikastına ilişkin birçok sorunun cevapsız bırakıldığını söyledi.

17 yıldır cevap bekleyen birçok sorunun olduğunu dile getiren Başkan Haral, “Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının hukuku 17 yıldır hala karlar altında. “dedi.

Başkan Haral, açıklamasında şunları ifade etti. Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve yol arkadaşları Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, İsmail Güneş ve Kaya İstektepe, 25 Mart 2009 Tarihinde organize bir şekilde planlanmış, alçak bir suikast sonucu Rahmet-i Rahman’a kavuşmuşlardır. O kara günü bugün olmuş gibi hâlâ elem, keder ve dehşetle hatırlamaktayız. Acımız taze, yüreklerimiz kanamaya devam etmektedir.

Değerli basın mensupları ve Büyük Türk milleti! Suikast ile alakalı; o günden bugüne,

  • 2009 tarihli BTK Teknik Analiz Belgeleri,
  • 2012 tarihli Cumhur Başkanlığı DDK Raporu,
  • 2015 tarihli Adli Tıp Kurumu İnceleme Raporu,
  • 2015 tarihli TBMM Araştırma Komisyonu Tutanakları ile
  • 25 Mart 2009 tarihinden bu yana ulusal basınımızın konuyla ilgili arşivleri ve Avukatların beyanları incelendiğinde; görülmektedir ki ; hala bazı sorular cevap bulmazken bazı gerçeklerde gün gibi ortadadır. Şöyle ki;
  • Çağlayancerit’ten Yerköy’e giden helikopterin, düşmesine neden olan türbülansı oluşturan 3 adet jetin ve pilotlarının tespit edildiği ve bu jetlerin daha sonraki yıllarda farklı zaman ve farklı yerlerde düştüğü bilinmektedir. Bu jetler düşmeden gerekli tahkikat yapılmış mıydı?
  • Helikopterin düşme anında bölgedeki bütün radarların 4 dakika 37 saniye devre dışı kaldığı ifade edilmişti. Ancak daha sonrasında radar ham verilerinin bulunduğu hard diskin tutanakla imha edilmiş olduğu gerçeği tesadüfmüdür?
  • Helikopterin düşürülmek istendiği ama düşürülemediği lakin sert iniş yaptığı aşikârdır. Bu tespiti Helikopter kabininin parçalanmamış bir bütün halde bulunması ve İsmail Güneşin telefonda helikopterin içindeyim beyanından da doğrulanmaktadır. Yapılan otopsiler de Muhsin başkanın ve dava arkadaşlarımızın olay anında değil olayı takip eden saatlerde öldükleri, vücutlarında helikopterin düşmesiyle bağdaşmayan birtakım izlerin ve kırıkların bulunduğu, kanlarında olması gerektiğinden çok fazla karbon monoksit gazının bulunduğu adli tıp raporlarıyla sabittir.
  • Olay anından çok kısa bir süre sonra helikopterin düştüğü yer tespit edilmişken arama kurtarma faaliyetlerini başka bölgelere yönlendirenler kim yada kimlerdi? Arama kurtarma sürerken, Kolluk kuvvetleri tarafından olay yerine gitmek isteyen siviller ve yerel halk neden engellenmişti? O gün orada o görevi yapan kolluk kuvvetlerini kim komuta ediyor du?
  • Olayın hemen sonrasında olay yerine başka bir helikopterin inmeye çalıştığı ve pervanesini dağa çarparak kırıma üğradığı, kırıma uğrayan helikopter için olay yerine 2 saat sonra 2 farlı helikopterin daha gittiği bunlarında 2 saat olay yerinde kalıp havalandıkları birinin Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki İngiliz Üssü’ne gittiği, diğerinin ise Erhaç’a yöneldiği bilinmektedir. Zira İsmail Güneşin 112 personeliyle yaptığı telefon görüşmelerinde görüşmenin bir bölümünde ‘’bunlar da kim’’ sözleri milletimizin hala kulaklarındadır hafızalarındadır.
  • Ayrıca delil niteliği taşıyan ve olayı aydınlatacak olan helikoptere ait GPS, ELT vb. birtakım parçaların söküldüğü ve yakıldığı da ap açık bir şekilde ortadadır.
  • Arama kurtarma faaliyetleri esnasında arama kurtarmayı akamete uğratacak sekte vuracak hadiselerde yaşanmıştı. Birtakım istihbarat ve kamu görevlileri tarafından Muhsin başkanın ve arkadaşlarının bulunduğu yaralı ama iyi oldukları ve hastaneye götürüldükleri şeklinde ki beyanları basına ne amaçla verdikleri titizlikle sorgulandı mı? sorgulanıyor mu?
  • 48 saat sonra bulunan helikopterin yerinin aslında düştükten 2 saat sonra tespit edildiği ve yetkililere bunun bildirildiği de bir gerçektir. Olayın ta başından beri gerek yetkililere gerekse basına helikopteri gördüklerini hangi istikamette gittiğini açıkça ifade eden bir gurup köylü vatandaşımızın olaydan 3 gün sonra bütün engellemelere ve yanlış yönlendirmelere rağmen inisiyatif alarak helikoptere ulaştıkları da bir gerçek değil mi?

ŞİMDİ SORUYORUZ! Bütün bu gerçekler ve cevap bekleyen sorular ortada dururken 17 yıldır ana soruşturma davası neden açılmaz?

Değerli basın mensupları ve Büyük Türk milleti!

17 YILDIR KATILDIĞIMIZ MAHKEMELERDE ADALET ADINA NE GÖRDÜK?

  • Durmadan ertelenen aç kapa duruşmalar gördük.
  • 17 yıldır birçok hakimin değiştiğini konuya ilişkin dosyaları birbirine devrettiğini gördük.
  • Davanın üstüne gitmek isteyen takipsizlik kararını kaldıran yargı mensuplarının tenzili rütbe ile cezalandırıldığını, davayı kapatmak isteyip takipsizlik kararı verenlerin ise bir üst makamlarla ödüllendirildiğini gördük.
  • Bir takım kamu görevlilerine Yargıtay ilgili dairesinin verdiği cezaların zaman aşımına uğratılması ve ceza almaması adına onaylanmayıp Yargıtayın bir alt kattan bir üst katına bilerek ve isteyerek çıkarılmayan zaman aşımına uğratılan dosyalar gördük.

Görmediğimiz tek şey ise Fidan annenin dediği gibi; ‘’evlatlarım arasında en az Muhsin’i gördüm. Devlet çağırıyor, millet çağırıyor der giderdi. O devletini bir kere bekledi ama devlet gelmedi’’. Değişen bir şey yok Fidan anne 17 yıldır beklenen Devlette Adalette gelmedi. Ülkede her şeye gücü yetenler konu Muhsin Yazıcıoğlu’nun davası olduğunda bilmediler duymadılar görmediler.

17 yıllık ilgisizlik, alakasızlık ve vurdumduymazlık yetmez mi? Bu alçak suikastla alakalı bütün dosyalar birleştirilmeli ve tek bir dosyada toplanmalıdır. Ana suikast davası bir an önce açılmalı ve gerçekler ortaya çıkarılmalıdır.

Değerli basın mensupları ve Büyük Türk milleti!

Bütün bunlara rağmen, halen bu hadiseye kaza diyebilen ve üstünü örtmeye çalışan bir güruh var maalesef. Her şeye ve herkese rağmen, gerçekler ortaya çıkıp hak tecelli edene dek, bu suikast bütün detayları ile aydınlanana dek peşini bırakmayacak takipçisi olacağız.

Şahadetlerinin sene-i devriyesinde Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nu, Dava arkadaşlarımız Erhan Üstündağ’ı, Yüksel Yancı’yı, Murat Çetinkaya’yı, Gazeteci Kardeşimiz İsmail Güneş’i ve Pilot Kaya İstektepe’yi bir kez daha Rahmet, Minnet ve Hasretle anıyoruz. Makamları Âli mekanları Cennet Olsun…

Yüce Türk Milletinin önünde ve Şehit Liderimizin Manevi huzurunda bir kez daha söz veriyoruz. Yolun yolumuz, davan davamızdır. Uzattığın O tertemiz ellerinden tutup akitleştiğimiz güne, seninle geçirdiğimiz zamana, verdiğimiz mücadeleye ve akdimize halel getirmeyeceğiz… Yüce Türk Milletine Saygılarımızla.” Şeklinde ifade etti.

 

Etiketler :
DİĞER BİYOGRAFİLER
SON DAKİKA