11:17 - Tuğut, “Menopoz Bitiş Değil, Geçiş Dönemidir”
19:18 - Sivas’a, 18 Yeni Hekim Kadrosu Tahsis Edildi
17:29 - “Gerçekleşecek Programda Umre Çekilişimiz Olacak”
17:28 - Çayır, “Sistemin Kullanımı 1 Temmuz’dan İtibaren Zorunlu Olacak”
17:12 - Başkan Haral’dan, Sivas İçin Komando Tugay Çağrısı!
17:37 - Baykar’dan Sivas Sanayisine Önemli Hamle
13:51 - “Türkiye’nin kalbi Filistin’de atıyor.
12:23 - TTK Mobil Kitap Satış Mağazası Sivas’a Geliyor
12:07 - Geleceği Tasarlayan Gençler, İnovasyonun Kalbinde SBTÜ’de buluştu!
11:22 - Sivas Numune Hastanesinde TPN Ünitesi Hizmetesi Başladı
Tuğut, “Üreme Baskısı: Görünmeyen Bir Şiddet Türü”
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Nilüfer Tuğut, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle yaptığı açıklamada şunları ifade etti. “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde kadına yönelik şiddetin tüm biçimleriyle birlikte giderek daha fazla önem kazanan üreme baskısına dikkat çekmeyi bir görev olarak görüyorum. Dünya Sağlık Örgütü tarafından cinsel ve üreme temelli bir şiddet türü olarak tanımlanan ciddi bir insan hakları ihlalidir. Bu tür baskı kadının bedensel özerkliğini zedeleyen, ruhsal ve fiziksel sağlık üzerinde derin etkiler bırakabilen sistematik bir şiddet biçimidir. Kanıtlar üreme baskısına maruz kalan kadınlarda istenmeyen gebeliklerin, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların, psikososyal zorlanmaların ve sağlık hizmetlerinden uzaklaşmanın daha sık görüldüğünü göstermektedir.
25 Kasım kadına yönelik şiddetin yalnızca fiziksel ya da görünür eylemlerle sınırlı olmadığını, üreme haklarına yönelik müdahalelerin de aynı derecede yıkıcı olduğunu hatırlatmak için önemli bir gündür. Bu doğrultuda bizler kadınların üreme haklarını özgürce kullanabilmeleri, şiddetin her türünün tanınması, kayıt altına alınması ve önlenmesi, sağlık profesyonellerinin üreme baskısını erken tanıyabilecek bilgi ve duyarlılığa sahip olması, kadınların güvenli, erişilebilir ve eşit sağlık hizmeti alması için çalışmalarımızı sürdürme kararlılığındayız. Kadına yönelik şiddetin hiçbir biçimi kabul edilemez. Kadınların kendi bedenleri ve yaşamları üzerinde tam söz hakkına sahip olduğu bir toplum için bilimsel, etik ve bütüncül bir yaklaşımla mücadelemiz devam edecektir.” ifadelerine yer verdi.