11:10 - İl Müftüsünden Kadir Gecesi Mesajı
10:18 - Sivasspor Formasının Sırtında Bu Sezon Vefa Yazacak
11:36 - Tehlike Kapıda!
04:07 - Aksu, Şehrimizin Sağlık Altyapısına Katkılar Sunmaya Devam Ediyoruz
00:51 - AK Parti Sivas İl Başkanlığı’ndan Şehit Yakınları ve Gaziler Onuruna İftar
18:18 - Kangal Termik Santrali’nde Önemli Gelişme
18:16 - Şemseddin Sivasî Anısına Meydan Camisinde Mevlit ve Kur’an Ziyafeti
16:13 - Başkan Özdemir, “İlçeler Büyüyecek, Sivas Güçlenecek”
15:27 - Akrebin Günlüğü Kitapevlerinde ve Dijital Platformlarda Yerini Aldı
17:54 - Kadın Çiftçiler Sürdürülebilir Gelecek İçin Buluşuyor
Temel, “Ne yazık ki ülkemizdeki birçok bölüm gibi Diş Hekimliği Fakülte Kontenjanları da kontrolsüz bir şekilde artmakta. Maalesef şu an ülkemizdeki bir fakültede bir hekim adayı arkadaşımız 180 dolgu yaparken başka bir fakültede 30 dolgu yaparak mezun oluyor. Bu durum da başta halkımızın aldığı hizmetin kalitesi olmak üzere hekimlerin yeterliliği, özgüveni, mezuniyet sonrası çalışmaları için önemli dezavantajlar meydana getiriyor.” dedi.
Sosyolog Diş Hekimi İbrahim Temel, Diş Hekimliğinde yaşanan problemleri haber sitemize verdiği röportaj ile anlattı.
Kendinizi biraz tanıtır mısınız?
Öncelikle bize bu fırsatı tanıdığınızdan dolayı size çok teşekkür ediyorum. Umarım açtığınız kapı sayesinde birçok problem gün yüzüne çıkıp çözüme kavuşur. Bendeniz 1999 Kütahya doğumluyum. Uşaklıyım, İlk ve orta öğretimimi Uşak’ta dereceyle bitirdim, sonrasında Fen Lisesi ve ardından Uşak Diş Hekimliği Fakültesine başladım.
Yıl Uşak Diş Hekimliği Fakültesinde eğitim aldıktan sonra Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Diş Hekimliği Fakültesine geçiş yaptım ve 2023 yılında mezun oldum. Gülhane’de düzenlediğimiz, okulumuzun ilk Ulusal Diş Hekimliği Öğrenci Kongresinde başkanlık yaptım. Bunların yanında üniversitenin ilk yıllarında sosyoloji temelli aktif beyin topluluğu kurdum. Müzik(Bağlama-Keman), Spor, Siyaset ve Kamera önü oyunculuğu faaliyetlerinde bulunuyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi AUZEF Sosyoloji bölümünden 2022 Yılında ve Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinden 2023 yılında mezun olarak felsefe bölümünden formasyon aldım. Şimdi Ankara Kızılay’da kendime ait muayenemde ve Sincan’da özel bir poliklinikte çalışıyorum.
Diş Hekimliği tercihiniz nasıl oldu, anlatır mısınız?
Kendimi tanıtırken ifade ettiğim hususlara da bakacak olursak sosyal bir kişiliğim var. Dolayısıyla mesleğimi icra ederken bu sosyalliğe de zaman ayırabileceğim, çeşitli kişi ve kurumlara bağlı kalmayacağım bir alan olmasını istedim. Biliyorsunuz ki Diş Hekimliği özel bir klinik açarak icra edebileceğiniz bir meslek, aynı zamanda bir şeyler ortaya koymak/eser çıkarmak bu eserin de insanlara faydalı olacağını bilmek kendi adıma manevi tatminlik için olmazsa olmaz. Ağrısı olan bir insanın ağrısını dindirmek, günlük hayatında (mesleğimiz açısından) fonetik, estetik, fonksiyonel becerilerini yitirmiş bir insana yardımcı olabilmek benim için bu mesleği seçmemde etkili olan hususların başında gelir.
Diş hekimliği eğitimi hakkında neler söylersiniz?
Diş Hekimliği Eğitimi Ülkemizde en az 5 yıl süreyle gerçekleştirilen, yoğun teorik ve pratik eğitimlerin bir arada olduğu, temelde 8 anabilim dalı olan bir bölüm. Tabi durum böyle olunca birtakım zorlukları da içinde barındıran bir bölüm. Diş Hekimliği okumak isteyen kardeşlerime tavsiyem tercih yapmadan önce detaylı bir şekilde bölüm hakkında bilgi sahibi olmaları, meslek sahipleri ve öğrencilerle konuşmalarıdır.
Diş Hekimliği Fakülteleri Kontenjanları, Nitelikler hakkında neler söylersiniz?
Ne yazık ki ülkemizdeki birçok bölüm gibi Diş Hekimliği Fakülte Kontenjanları da kontrolsüz bir şekilde artmakta. Bunun beraberinde getireceği sorunları da özetleyecek olursak;
Fakültelerde eğitim kalitesinin düşmesi,
Atama problemleri,
Özel sektörde iş gücünün ucuzlaması ve hekim başına düşen nüfusun azalması gibi başlıkları söylenebilir.
Eğitim kalitesi neden düşüyor derseniz, şu an ülkemizde 104 tane fakültemiz mevcut. Bu fakültelerdeki eğitim birbiriyle aynı değil. Birçok fakültedeki akademisyen sayısı yetersiz. Düşünün ki bir fakültede 3 tane Prof. var Bir tanesi dekan bir tanesi dekan yardımcı diğeri de başhekim oluyor size soruyorum bu şekilde bir eğitim mi daha kaliteli yoksa her anabilim dalında 3 Prof. olsa mı daha değerli olur. Birçok pratik derslerimiz var bu dersler bir nevi usta çırak ilişkisi içerisinde geçiyor, o yüzden bir pratik derste ne kadar fazla akademisyen bulunur öğrencilerle ilgilenirse o kadar kişi yetişmiş oluyor, diğer türlü 100 kişinin olduğu bir preklinikte/laboratuvarlarda bir akademisyenin her öğrenciyle ilgilenebilmesi mümkün olmuyor. Bu fakültelerin fiziki şartları da standardize edilmelidir. İnsan sağlığı öncelendiği ve yoğun pratik ve teorik eğitiminin bir arada verildiği bir bölüm olduğu için kullanılan laboratuvar imkanları, öğrenci başına düşen ünit dediğimiz hasta koltukları optimal seviyede olmalıdır. Maalesef şu an ülkemizdeki bir fakültede bir hekim adayı arkadaşımız 180 dolgu yaparken başka bir fakültede 30 dolgu yaparak mezun oluyor. Bu durum da başta halkımızın aldığı hizmetin kalitesi olmak üzere hekimlerin yeterliliği, özgüveni, mezuniyet sonrası çalışmaları için önemli dezavantajlar meydana getiriyor.
Diş Hekimliği Atamaları hakkında söyleyecekleriniz neler?
Şu anda mezun hekimlerimiz atama problemi yaşıyorlar. TDB verileriyle 2002 yılında 19 olan fakülte sayısı şu anda 104.
2005 yılında 960 kişi olan kontenjan şimdi 10.000’in üzerinde. Ülkemizde diş hekimlerine ihtiyaç var evet ama siz bu yetiştirdiğiniz hekimleri istihdam edemezseniz problemler ortaya çıkar. İhtiyaç var dedim çünkü Bugün hangi ADSM ye giderseniz gidin ne hekimler mutlu ne hastalar. Hastalar randevu bulamıyor, muayene oluyorlar tedavileri gerçekleştirilene kadar mağdur oluyorlar. Üniversite hastanelerinde de durum böyle, öyle ki diş çürüğüyle başvuran bir hasta tedavi zamanın beklerken ne yazık ki dişi çekime kadar gidebiliyor. Bu konuda bizim daha önce de dile getirdiğimiz Aile Sağlığı Merkezlerine Aile Diş Hekimi atamalarının yapılmasıdır. Bu konuda çalışmalar yapıldı, hatta başlandı diye biliyorum bunun ivedilikle ülke geneline yayılıp tedavi kalitesinin artırılmasıdır. Şimdi mevcut sistemde siz dişinizle ilgili bir ADSM’ye hekime gidiyorsunuz, hekimin 15-20 dk’da sizin tedavinizi yapması bekleniyor. Sadece anamnez dediğimiz hasta öyküsünün alınması ve muayene işlemi bu kadar sürerken tedaviyi bu sürede bitirmek hakikaten hem hasta açısından hem hekim açısından mutlu bir tablo değil.
Yurdumuzdaki Diş Hekimliği ile Yurtdışındaki Diş Hekimliğiyle karşılaştırırsak neler söylersiniz?
Bazı örneklerle bu konuyu konuşmuş olalım. TBD ve Genç Diş Hekimleri Derneğinden aldığımız geçtiğimiz senelerin verilere göre(2021-2022); Türkiye’den 16.5 kat daha yüksek olan Hindistan’da toplamda 313 Diş Hekimliği Fakültesi eğitim verirken yıllık 27.690 öğrenci bu fakültelere yerleşmektedir. Çin’e baktığımızda ise 102 Diş Hekimliği Fakültesi ve buralara yıllık 30 bin öğrenci yerleşmektedir. Nüfusları da göz önünde bulundurduğumuzda buradaki muhasebe ve kıyası sizlere bırakıyorum.
Ülkemizde 2017 yılında 1 Diş Hekimine düşen nüfus 2550 iken şuan 1549’dur, 2028 yılında ise 895 olması beklenmektedir. Nüfus sayılarımızın benzer olmasına binaen Almanya’da 31 fakülte bulunurken Türkiye’de 104 fakülte bulunmakta, Türkiye’de 10.460 kontenjan varken Almanya’da bu rakam 2.500’dür. Haliyle Almanya’da her 5 öğrenciye bir asistan her 9 öğrenciye bir profesör düşerken ülkemizde ise her 14 öğrenciye bir asistan yine her 46 öğrenciye bir profesör düşmektedir.
Türkiye’de vatandaşlarımızın bir yılda diş hekimine gitme sıklığı 0.9 iken Avrupa’daki insanlar yılda 5 kez diş hekimine gitmektedir. Bu konun en önemli etkenlerinin başında ise kişi başına düşen milli gelirin Avrupa’ya kıyasla ülkemizde çok düşük olmasıdır. Yine bir sebebi de ülkemizde halk sağlığına yeterli önem verilmemesidir. Öyle ki 22 Kasım Türk Diş Hekimliği Günü ve Ağız Diş Sağlığı Haftasında dahi kamu spotları yayınlanmamıştır. Birçok hastalığın hatta kanser hastalıklarının ilk bulguları ağızda başlamaktadır. Bu yüzden düzenli diş hekimi kontrolü önemlidir.
Diş Hekimliği Öğrencilerinin Eğitim Sürecinde Yaşadığı Sıkıntılar nelerdir?
Diş Hekimliği öğrencilerinin başlıca sıkıntısı ekonomik sıkıntılardır. DHF öğrencileri kullandığı malzeme ve araç gereçlerini kendi imkanlarıyla karşılamak mecburiyetindedir. 5 yıllık eğitimde bu kadar maliyet öğrenciler için büyük sıkıntıdır. Bu konu benim gözümde Diş Hekimliğindeki en büyük problemdir. Örneklendirecek olursak (fakültelerimizin büyük çoğunluğundaki durum böyledir) birinci sınıftaki bir kardeşimizin derste kullandığı bir kalıp sabundan 5. sınıftaki bir kardeşimizin hastasında kullandığı bir parça muma kadar hatta kullandığı eldiven maske ve peçeteye kadar kendisi satın almaktadır. Bu durum hakikaten vatandaşların eğitim hakkının sınırlandırılmasıyla dahi ilişkilendirilebilir.
Bir diğer sorun Diş Hekimliğinde sınıf geçme esasına göre eğitim verilmektedir. Herhangi bir dersten başarısız olduğunuz takdirde bir sonraki eğitim yılına geçemezsiniz. Bu durum öğrenciler için muazzam bir psikolojik sıkıntıya sebebiyet vermektedir. Şöyle düşünün bir öğrenci 15 ders alıyor diyelim bir tanesinden kaldığı zaman sınıfta kalıyor ve sonraki yıl sadece o kaldığı ders için okula gelip gidiyor. Böylelikle muntazam bir zaman kaybıyla beraber başarılı olduğu derslerden de uzaklaşmış oluyor. Bendeniz de bu sıkıntıyı yaşamış biri olarak mutlaka bu sorunun da çözülmesi gerektiğini düşünüyorum.
Öğrencilerimizin yaşadığı önemli problemlerden birisi de usta-çırak ilişkisiyle verilen eğitimin kötü patron-köle işçi ilişkisine dönmesidir. Öğrencinin yaşadığı birçok sıkıntıya ilave olarak asistan ve hocaların uyguladığı psikolojik şiddet öğrencileri meslekten soğutmakta, başarılarını düşürmekte ve sağlıklarını tehdit etmektedir. Derslerin ve sınavların, adil ve objektiflikten ziyade kişisel görüşlere dayalı olan pratik eğitimde öğrenciler mağdur olmaktadır. Öğrenciler bir dersten başarısız olup 1 yıl sınıfta kalıp sene kaybı yaşamamak adına türlü mobbingleri sindirmek zorunda kalmıştır.
Kız öğrencilerimizin yaşadığı bir problemi de dile getirmek istiyorum. Maalesef ki hasta ve hasta yakınlarının gerek yüz yüze gerekse telefon yoluyla rahatsız edilmeleri kabul edilebilir bir durum değildir. Mutlaka yaptırımları olmalıdır.
Diş Hekimliği fakülte yetersizliğine bağlı sıkıntılar nelerdir?
Tabi bu konudan genel hatlarıyla bahsettik, anlaşılması adına birkaç örnekle pekiştirelim. Mesela aynı ülkenin bir fakültesinde eğitim gören ALİ ile başka bir fakültesinde eğitim gören OSMAN’ ı kıyaslayalım.
Ali anatomi dersinde sadece hocanın derslikte anlattığı sözlü dersi alırken. Osman anatomi dersinde anatomi laboratuvarına iniyor, orada hoca kadavra üzerinde ders işliyor, Osman’ın okulunda öğrenciler ders aralarında gerçek çene kemikleri üzerinde çalışmalar yapıyor.
ALİ’ nin protez preklinik dersinde 60 kişi sadece 2 tane asistanla eğitim görürken Osman aynı derste 60 kişiyle 1 profesör 1 Dr. Öğretim görevlisi 6 asistanın olduğu laboratuvarda ders alıyor.
Ali staj yaparken 5 arkadaşıyla birlikte bir tane üniti kullanıp 30 tane dolgu yaparken Osman bir üniti tek başına kullanıyor ve staj süresince 180 tane dolgu yapıyor. Şimdi ben size soruyorum, hangi arkadaşımıza tedavi olmak istersiniz?
Ali de Osman da bizim öğrencimiz. Baktıkları hastalar da bizim vatandaşlarımız…
İntörn-stajyer diş hekimi olarak maaş problemi hakkında söyleyecekleriniz neler?
Bu konuda çeşitli derneklerimizin çalışmaları, gündem çalışmaları ve öğrenci arkadaşlarımızın bireysel çalışmalarıyla önemli adımlar atıldı. Stajyer bir diş hekimliği öğrencisi bir ayda bulunduğu kuruma yaptığı tedavilerle muntazam paralar kazandırırken yıllardır ücretsiz olarak çalıştı. Şimdi ise geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren kanunla Diş Hekimliği 5. Sınıf öğrencilerine asgari ücret tutarında maaş ödemesi yapılmakta. Buradaki mağduriyetler ise 4. Sınıf olup aynı tedaviyi yapan stajyer hekim arkadaşlarımıza bu maaşın ödenmemesidir. Yine ödenen ücret sınav ve tatil dönemlerinde kesilmekte öğrenci arkadaşlarımız mağdur olmaktadır. Ve yine genç hekim adayı kardeşlerimizin yaşadığı sıkıntılar, bulunduğu konum ve gerçekleştirdiği meslek dolayısıyla asgari ücretten daha fazlasını hak etmektedir.
Diş hekimliği, mezuniyet sonrası uzmanlık ve doktora öğrencilerinin yaşadığı problemler neler?
Benim gördüğüm problemlerden bahsedecek olursak;
Genç Diş Hekimleri Derneğinin araştırma raporuna göre mezun olan hekimlerin çoğunlukla DUS(DİŞTE UZMANLIK SINAVI)’a hazırlandıklarını veya atamaya başvurduklarını görmekteyiz. Ancak buradaki atamalar yetersiz kalmıştır. Örneğin 2024 yılındaki son atamaya 10.000’den fazla kişi başvurmuşken yaklaşık 800 (368pratisyen+437uzman) kişi atanmış, aynı şekilde binlerce kişi DUS’ a girdiği halde çok az sayıda hekim atanmıştır. Bu veriler bize gösteriyor ki her geçen gün işsiz diş hekimlerinin sayısı ne yazık ki artmaktadır.
Doktora öğrencilerinin en büyük problemi ise hasta baktıkları halde herhangi bir ücret alamamalarıdır. Stajyer diş hekimleri maaş alırken akademik olarak üstün olan asistanların maaş almaması trajikomiktir.
Diş Hekimi olmadığı halde klinikler açıp hekimleri kullanan kişiler, yasadışı hasta bakan teknisyenler hakkında söyleyecekleriniz neler?
Kanunlar net fakat açıklar kullanılıyor, yeni mezun hekimlerimizin diplomasını kullanmak suretiyle klinikler açılıyor, hekim cüzi bir miktar karşılığında çalıştırılıyor, diş hekimi olmayan kişiler para kazanıyor. Bu durum üzücü bir konu, siz yıllarca zorlu eğitimlerden geçeceksiniz fakat hekimlik vasfına sahip olmayan kişiler bu yollarla sizin patronunuz olacak ve sizi kötü şartlarda çalıştıracak. Bu aynı ‘vasfı olmadığı halde müteahhitlik yapan mühendislerin hakkını teslim etmeden çalıştıran kişilerin’ durumuna benziyor. Bir de diş teknisyeni olup hekimlik yapmaya çalışanlar var bu da üzücü bir durum. Vatandaşlarımızdan bilinçli olup herhangi bir kliniğe gittiklerinde kendisini tedavi eden kişinin farkında olmasını, İlgili kurumların da denetim konusunda hassasiyet göstermelerini istirham ediyorum.
Hekime yönelik şiddet hakkındaki görüşleriniz nedir?
Ne yazık ki ülkemizde sürekli böyle haberler görmekte, bizatihi yaşamaktayız. Buna sebep olan etkenler ise hekime yönelik şiddetle ilgili yeterince hukuki hassasiyet gösterilmemesi, hastanelerin en güvenli kurumlar olması gerekirken hasta ve hasta yakınlarının silah vb. aletlerle hastaneye alınması, sözlü ve fiili şiddetle karşılaşıldığında gereken yaptırımın uygulanmaması bu tür faaliyette bulunanları cesaretlendirmiştir. Aynı zamanda gerek çalışma koşulları gerekse ilimden bir haber siyasilerin söylemleri hekimleri itibarsızlaştırmaktadır (giderlerse gitsinler). Bir sosyolog olarak bana göre bu tür problemlerin en büyük sebebi yöneticilerin uygun şartları sağlayamamasındandır. Bakın bugün bir hasta randevu alamıyorsa, aldığında ise uzman hekim bulamıyorsa, gerekli hastane ekipmanı yetersizse, hekim günlük optimal bakması gereken hasta sayısından çok daha fazlasına bakmak zorunda bırakılıyorsa, itibarsızlaştırılıyorsa, hastane yöneticisinden personeline liyakate göre atama yapılmıyorsa, politikalarımız halk sağlığını öncelemek yerine hasta garantili hastaneler yapmaktan öteye gidemiyorsa ne yazık ki mutlu bir hastane ortamı mümkün olmayacaktır.
Her ne olursa olsun şiddetin bahanesi olmaz, şiddetin her türlüsüne karşıyız. Buradan bizi takip edenlere de seslenmek istiyorum. Yaklaşık 20 yıl eğitim alıyoruz. Bütün bu aldığımız eğitim neticesindeki en büyük amacımız sizin hastalıklarınıza çözüm bulabilmektir. Her hastaya da ailemizden birine bakar gibi bakıyoruz. Zaman zaman çeşitli hatalar, aksaklıklar, farklı ruh halleri olabilir, hepimiz neticesinde insanız. Hangi alan hangi konu olursa olsun tüm insanların konuşarak sevgi ve saygıyla çözemeyeceği bir problem yoktur.
Genç Diş Hekimi adaylarına ne söylemek isterseniz?
Genç Diş Hekimi adaylarının her biri benim gözümde kahramandır. Siz yıllarca kazanmakla uğraştığınız fakülteyi yıllarca bitirmekle uğraşıyorsunuz. Çektiğiniz sıkıntıları biliyorum olabildiğince de fırsat bulduğum her ortamda dile getirmeye çalışıyorum, siz de dile getiriniz. Başka öğrenciler konserlere bilet alırken siz paranızı malzemelere ayırıyorsunuz. Asistanlarınız/hocalarınız fütursuzca kalbinizi kırarken göz yaşlarınızı içinize akıttığınızı biliyorum. Hastalar sizleri sinirlendirdiğinde sabredip şefkatle yaklaştığınızı biliyorum. Emin olun çok kutsal bir meslek icra ediyoruz. Mesleğimizin bütün kişisel çıkarlardan daha değerli olduğunu bilmenizi isterim. Birgün kliniğe çıkıp bir hastaya yardımcı olduğunuzda bütün yaşanan sıkıntıların hepsi toz olup uçuyor. Hepinize başarılar diliyorum, sağlıklı kalın ve hep gülün.