10:59 - Müzeler Sivas’ta Bugün Ücretsiz
09:57 - Başkan Çayır, “Site aidatlarında yeni kurallar yürürlükte”
09:46 - Karasu, “Emekçinin canı, kimsenin canından ucuz değildir!”
09:09 - 18-22 Mayıs Müzeler Haftası Kutlu Olsun
21:58 - Mil-Büro-Sen’den SGK İl Müdürüne Ziyaret
09:09 - Sivas’ta Özel Çocuklardan Unutulmaz Bir Gece
06:45 - Minik Eller Ağaç ve Çevre Sevgisi İle Yetişiyor
11:55 - EĞİTİM-BİR-SEN SİVAS 1 NOLU ŞUBE’DEN ULUSLARARASI BAŞARI
08:52 - Âşık Veysel’i Sahneden Andılar
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Suşehri Timur Karabal MYO ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden araştırmacılar önderliğinde, küresel iklim değişikliğinin doğal sistemler üzerine etkisi Hatay ili Samandağ kumsalında araştırma yapıldı.
Araştırma sonuçlarını alanında yüksek etki değerine sahip ve uluslararası bir dergi olan (Çeyreklik sınıfı Q2) “Journal of Experimental Marine Biology ve Ecology“ dergisinde geçtiğimiz mayıs ayında yayımlandı.
Araştırmacılar tarafından yapılana açıklamada; “Küresel iklim değişikliğinin doğal sistemler üzerindeki etkisi birçok bilim adamı tarafından ilgiyle takip edilmekte ve özellikle deniz seviyesinin yükselmesi, jeofiziksel olaylar ve biyotik interaksiyonlar üzerine sıcaklık değişimlerinin etkisi son yıllarda ilgiyle takip edilmektedir. Özellikle, iklim kaynaklı deniz seviyesinin yükselmesi kıyı bölgelerinde yaşayan ve tehdit altındaki, tehlike altındaki ve endemik türlerin yaşam alanlarını olumsuz etkileyebilir.” İfadesini kullandılar.
Araştırmacının sonuçlarına ilişkin yapılan açıklamanın devamında araştırmacılar, “Yapılan araştırmada özelde deniz seviyesi yükselme senaryolarının – 0,48 metre, 0,63 metre ve 1,2 metre – yeşil deniz kaplumbağasının yuva ve habitatları üzerine etkisini araştırırken, genelde de bize bu senaryolar gerçekleşirse kıyı alanlarının Samandağ özelinde nasıl tahrip olacağı sorusunun cevabını vermektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, küresel iklim değişikliğinin etkisi her geçen yıl artmaktadır ve bu etkiye ilave olarak buzulların erimesi, fırtınaların sayısının artması, kıyı erozyonunun hızlanması gibi etkenlerde eklenince kıyı alanlarındaki kayıp oranının tahmin edilenden daha yüksek olması kaçınılmazdır.” dedi.
Araştırmacılar alınacak önlemelere ilişkin de önerilerde bulundular:
“Kıyı eğimini etkileyecek faaliyetlerden acilen kaçınmalıyız. Kıyı eğimi çok düşük olan kıyılarda, kıyı arkası rehabilitasyona önem vermeliyiz. Çünkü deniz seviyesi sıfıra yaklaştıkça su baskını gibi olumsuz faktörlerin sıklığı daha çok olur. Kıyı arkası yapılaşmadan mutlak suretle kaçınmalıyız.” cümlelerine yer verdiler.