Türkay, “Demirçelik Fabrikasını İşletecek Kişi Almalı”

Türkay, “Sivas Demirçelik Fabrikasını alacak firmanın burayı işler hale getirmesi gerekiyor. Yatırım yapacak birisi Almalı. Yok burayı alayım, arsasını, hurdasını, fabrikanın içerisinde yer alan malzemeleri satıp, burasını fabrika dışında bir düşünceyle bir şey yapmasına izin vermememiz lazım. Yani Demirçelik Fabrikası fabrika olarak Sivas sanayisine hizmet etmeli. Yatırım yapılmayacaksa burası satılmamalı. ” dedi.
Öz Hak Maden İş Sendiksı Genel Başkanı Fethi Türkay, Sivas’ta basın mensuplarıyla bir araya gelerek önümüzdeki günlerde ihalesi yapılacak olan Sivas Demirçelik Fabrikası hakkında açıklama yaptı.
Fabrikanın çalışabilecek bir konumda olduğunu ifade eden Türkay yaptığı açıklamada şunları ifade etti. “Sivas’ta kangren olmuş, Sivas’tan kendisine dokunana adeta zulmün yaşatıldığı bir yere dönüştürülen Sivas Demir Çelik’i konuşacağız.
Öncelikle bu konuda inisiyatif alarak yeni bir başlangıca kapı aralayan, yeniden ayağa kalkması konusunda kalıbını ortaya koyan AK Parti Grup Başkanı ve Sivas Milletvekilimiz Sayın Abdullah Güler Bey’e çok teşekkür ediyoruz. Rabbimden de bu sürecin hayra dönmesini diliyoruz.
Sivas için, Türkiye için Sivas Demir Çelik gerçeği nedir, ne anlam ifade ediyor? Öncelikle bu konuya değinmek, hafızalarımızdaki kareleri birleştirmek istiyoruz.
Daha sonra burasının zulme sebep olacak bir yapıya dönüşmesinin nasıl bir yanlışın sonucu olduğu çıktığı gerçeğinden bahsetmek ve yapılması gerekenleri ifade etmek istiyoruz.
“Akletmediğiniz, düşünmediğiniz, hayalini kurmadığınız, istemediğiniz hiçbir şeyin asla sahibi olamazsınız.”
Sivas’ın sanayileşme hayalinin merkezinde demir çelik vardır. 3. Demir Çelik’le başlayan süreç, 4. Demir Çeliğin Kovalı bölgesinde 45.000 dönüm arazinin kamulaştırılması ve temelinin atılması o büyük hayale ulaşma noktasında büyük bir adımdı.
Sonra sürecin kesintiye uğraması, Sivaslıların bu talep noktasındaki güçlü iradesiyle yeniden konunun ele alınmasını sağladı. 1980 öncesi ihale aşamasına gelindi. İngiltere’ye yaptırılması noktasında da niyet belirtilmişti; fakat 1980 ihtilalinde tekrar rafa kalktı ve süreç kesintiye uğradı.
Sivaslının bu talep karşısındaki güçlü iradesi, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı yeniden harekete geçirdi.
Özal’ın, Türkiye’nin ihtiyacı olan 450.000 ton kapasiteli kaliteli çelik üretecek bir demir çelik fabrikası kuralım talimatıyla, o zamanki adı Toplu Konut Ortaklığı, bugünkü adı Özelleştirme İdaresi olan kurum tarafından sermayesi konularak süreç başladı.
Haddehane, o günün en iyi teknolojisine sahip olan Japonlara; çelikhane ise sanayisi güçlü, kaliteli çelik üretimindeki tecrübesi sebebiyle Almanya’daki Grup firmasına verildi.
Haddehane, daha önce üç benzer fabrika kurmuş olan 60 Japon süpervizörün öncülüğünde kurulmaya başlandı. Bunlara ödenen süpervizörlük ücreti 16.500.000 dolardı.
1989 yılında üretime geçildi.
Çelikhane’yi yapacak olan Alman Grup firmasının batmasıyla, o zamanki teknik heyet tarafından bir oldubitti ile kaliteli çelik yatırımının atlanarak inşaat çeliği üretebilecek şartlarda bir fabrikanın yapılması ile
Aslında bir ölü doğuma sebep olundu. Niye? Çünkü 1995’li yıllarda normal inşaat çeliğinin ton başına fiyatı 245 dolar iken kaliteli çeliğin ton başına fiyatı 1.300-1.600 dolar seviyelerindeydi. Bir tarafta rekabet olmayan, Türkiye’nin ihtiyacı olan bir alanda üretim yapıyorsunuz ve dört-beş kat fiyata satabilme imkânı var; diğer tarafta ise rekabet ortamında inşaat çeliği üretimi var. Mukayese dahi edilemeyecek boyutta bir fark söz konusu.
Velhasıl, inşaat çeliği üreterek ve kötü yönetilerek bugünlere gelindi.
HERŞEYE RAĞMEN SİVASIN HAYALİ OLAN SANAYİLEŞME HAMLESİNE DEMİRAĞ OSB nin varlık sebebi SİVAS DEMİRÇELİKTİR.Bu adım çok kıymetli bir adımdır.
Bugün bir fırsat doğdu.
Yatırım imkânını ortaya koyan bir yatırımcıya önce tesisi toparlayacak yatırımı, daha sonra KALİTELİ ÇELİĞE geçişle ilgili yatırımı yapabilecek; daha da önemlisi, CEVHERDEN üretim yapacak SÜNGER DEMİR tesisini kurabilecek gücü olan birisine buranın verilmesidir.
Cevherden üretim söz konusu olduğunda,SİVAS’IN 100-150 kilometre çevresindeki demir yataklarının harekete geçmesi demektir;Buda sırf buralarda 1.500-2.000 kişinin istihdamı demektir.
Gerçek anlamda sürdürülebilir kaliteli çelik demektir.
Kaliteli çelik üretimi demek, Millî Savunma Sanayii’ne açılan kapı demektir.
Buda istihdam anlamında Demirağ OSB’nin ihya olması demektir.
Sivas’ın 100 yıllık projesi olan Demirağ OSB’nin 40.000-45.000 çalışana ulaşması, bu bölgede bir uydu kentin oluşması demektir.
Orada bir uydu kentin oluşması, Sivas’ın gerçekten BÜYÜK ŞEHRE dönüşmesi demektir.
Kısacası, Sivas’ın bir sanayi şehrine, BÜYÜK ŞEHRE DÖNÜŞÜM hamlesi demektir.
Tuttuğunu kopartan Abdullah Başkan’ın tuttuğu bu işin sonunu getirinceye kadar Sivas’ın bu hayallerine sahip çıkacağına inanıyorum.
Değerli kardeşlerim,
Demir Çeliğin özelleşmesi ile nasıl bir zulüm yaşandı, burada bunlara da değinmek istiyorum.
Kamuda iken tüm işçi kardeşlerimizin kapsam dışına alınarak başka kamu kurumlarına nakilleri için Özelleştirme İdaresi’ne giden yazıyı engelleyerek tüm arkadaşlarımızın o süreçte büyük mağduriyetler yaşamasına sebep oldular.
Sözleşmede taahhütleri olan, devlete söz verdikleri %5 hisseleri çalışanlara vermediler.
Devlette devamlılık esastır. Bugün bu hisselerin yeniden güncellenerek kamuda iken Demir Çelik’te çalışma talebinde bulunmuş arkadaşlarımızla birlikte, daha sonra Demir Çelik fabrikasında zulüm altında çalışmış arkadaşlarımızı da kapsayacak şekilde verilmesini istiyoruz.
Özelleşme sonrası çalışanlar adına yaşanan her türlü mağduriyetin giderilmesi için bir an önce TMSF’nin harekete geçmesini istiyoruz.
Demir Çelik’te yaşanan sıkıntıların sebebine de değinerek toplantımızı bitireceğim inşallah.
Sivas Demir Çeliğin ihalesi bitince Ekinci’lere verildiği açıklandı. Sivaslı, o dönemki vekillerin Başbakan Ecevit’in sabahleyin mesai başlamadan konutunun önüne giderek, konutundan çıktığında kapıda yakalayıp “Sayın Başbakanım, aynı şartlarla Sivaslı iş adamlarımıza verilmesini istiyoruz.” talebi üzerine iş Sivaslı iş adamlarına döner.
Kaliteli çelik ve diğer yatırımlar ve tesis için belirlenen bedellerin garantisi için iş adamları kendi varlıklarını Kentbank’a teminat gösterip bankadan yaklaşık 30 milyon dolar civarında teminat mektuplarını alırlar ve Özelleştirme İdaresi’ne teslim ederler; tesisler de devralınır.
Buraya kadar her şey normaldir.
Tesisi devraldıktan sonra, daha devlete bir ödeme yapmadan Kentbank’taki teminat karşılığındaki mal varlıklarını çözdürüp Demir Çelik’i teminat verirler.
Devletin 350 milyar dolar gömdüğü, 125 milyar dolardan aşağı kurulamayacak, kasasında 1,5 milyon dolar parası olan, hurda holünde 7.000 ton hurdası bulunan, fabrikanın üçte birini yenileyebilecek yedeği olan bir fabrikaya hiçbir sorumlulukları olmadan bir anda bedavadan sahip oldular.
Hiç bir sorulduğu olmayan adeta piyango milyarderi olan işadamı kılıklı kişiler
Yapılması gereken yatırımları yapmadılar; çünkü kendilerine sıkıntı gelecek bir durum, bir sorumluluk yoktu.
Süreç, zulüm, tesisin içini boşaltmaya dönüştü. Daha sonra demir yolu hattını eritmeye kadar gitti.
Katılımlarınızdan dolayı tekrar hepinize çok teşekkür ediyorum.
Hepinizi muhabbetle selamlıyor, Rabbimden bu sürecin Sivas’ımız, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı sonuçlara vesile olmasını diliyorum.”şeklinde ifade etti.






