17:37 - Baykar’dan Sivas Sanayisine Önemli Hamle
13:51 - “Türkiye’nin kalbi Filistin’de atıyor.
12:23 - TTK Mobil Kitap Satış Mağazası Sivas’a Geliyor
12:07 - Geleceği Tasarlayan Gençler, İnovasyonun Kalbinde SBTÜ’de buluştu!
11:22 - Sivas Numune Hastanesinde TPN Ünitesi Hizmetesi Başladı
10:43 - Sivas’ta, Çocukları Suçtan Korumak Başlığında Panel ve Çalıştay Düzenlenecek
15:34 - Sivas Öğretmen Akademisinin Açılışı Yapıldı
11:42 - BTP “Genişletilmiş İl Divan Toplantısı” İle Gövde Gösterisi Yaptı
20:11 - 40 Yıllık Serüvenin Sergisini Kaçırmayın
18:56 - “Alemlere Rahmet Hz. Muhammed “SAV”i Anma ve Maideyi Kuran Gecesi
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü Emekli Öğretim Görevlisi ‘Milli Mücadelede Sivas 108 gün’ kitabının yazarı Ahmet Necip Günaydın’dan son günlerde Hatay ili hakkında gündeme düşen konuların tarihi yönden gündemi doğru okumak için Hatay için bilimlik bilgiler başlığıyla sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.
Eğitimci Tarihçi Yazar Ahmet Necip Günaydın, yapmış olduğu paylaşımda şunları ifade etti.
HATAY İÇİN BİLİMLİK BİLGİLER
(Gündemi Doğru okumak İçin…)
Atatürk 15 Mart 1923 günü ziyaret ettiği Adana’da, Fransız mandası altındaki İskenderun Sancağı’ndan (Hatay) gelen bir heyetle görüştü. “Paşam biz Misak-ı Milli’ye dahil değil miyiz?” dediler. Atatürk, “Kırk asırlık Türk Yurdu düşman elinde esir kalamaz” diye cevaplandırdı. Bu verdiği sözü hiç unutmadı…
…
Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı ordusu yenilerek Anadolu’ya çekildi. İngilizler Basra’dan ve Süveyş Kanalından başlattıkları işgallerini Anadolu’da sürdürdüler. Fransızlar ise Lübnan, Suriye üzerinden Adana’ya yöneldiler. Mondros Ateşkesi’nin imzalandığı tarihte Fransız ordusu Halep – Kilis arasında Katma mevkiinde bulunuyordu. Burası şimdiki Hatay’ın sınırlarına 30 – 40 km uzaklıktaydı. (Misak-ı Milli’de (28 Ocak 1920) “Mondros Mütarekesi imzalandığında henüz işgal edilmemiş toprakların milli sınırlara dahil olduğu” vurgusuna Musul gibi Hatay da uyuyordu.)
Mondros’tan bir hafta sonra bir İngiliz birliği Antakya’ya gelerek, şehri 5-6 gün işgal altında tuttu. 12 Kasım 1918 günü İskenderun’a bir Fransız gemisi yanaşarak asker çıkardı. 7 Aralık 1918’de İskenderun’dan gelen bir tabur Fransız askeri Antakya’yı işgal etti.
İngilizler Antep, Maraş, Urfa’yı, Fransızlar ise Adana’yı işgal ettiler. İngilizler bir süre sonra tüm şehirleri Fransız işgaline açtı. Fransızlar ve beraberindeki Ermeniler bu şehirlerde zulüm ve yıkıma sebep oldular. Halk ve gazi Türk subayları bu şehirlerde kahramanca direnişlerde bulundular.
Yunan ordusu Sakarya Savaşı’nda kesin yenilgiye uğrayınca Fransızlar, Ankara Hükümeti ile antlaşma masasına oturdu. 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması ile Fransa, Antep ve Adana işgallerini kaldırdı. İskenderun Sancağına özel statü verildi. Türk kültürü korunacaktı. Sancağın geleceği halkoyuyla belirlenecekti.
9 Eylül 1936’da Fransa’nın İskenderun Sancağı üzerindeki manda yönetimi sonlanıyordu. Bu durum 26 Eylül’de Milletler Cemiyeti Genel Kurulunda tartışıldı. Konunun Fransız ve Türkiye hükümetleri arasında konuşulması kararlaştırıldı. Zaman içinde Sancak konusu tam bir diplomatik krizler yumağına dönüştü.
TBMM’nin 1936 yılı yasama dönemi açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, “Bundan böyle Fransızlarla aramızda senelerdir sürüp giden davanın sonuçlanma zamanı gelmiştir” dedi. Konuşmasından dolayı kendisini kutlamaya gelen Tayfur Sökmen Bey’e şöyle seslendi: “Sökmen, bugünden itibaren davaya el kondu. Antakya, İskenderun havalisinin ismi bundan böyle Hatay’dır. Mevcut cemiyetin adı Hatay Egemenlik Cemiyeti, yönetim merkezi de Dörtyol olsun. Gazanız mübarek olsun, Allah utandırmasın ve muvaffak etsin.”
Hatay’da çatışmaların sürdüğü bir dönemde, Atatürk’ün, 1937’de Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’a söylediği aşağıdaki sözleri ruh halini yansıtması bakımından önemlidir:
“Hatay benim şahsi meselemdir. Keyfiyeti Fransız Büyükelçisine işin başında açıkça ifade ettim. Dünyanın bu durumunda böyle bir meselenin Türkiye ile Fransa arasında silahlı bir mücadeleye dönüşmesi kesinlikle söz konusu değildir. Fakat ben, bunu da hesaba kattım ve kararımı vermiş bulunuyorum. Şayet ufukta bu yolda binde bir ihtimal belirse, Türkiye Cumhuriyeti reisliğinden ve hatta Büyük Millet Meclisi üyeliğinden de çekileceğim. Ve bir fert olarak bana katılacak birkaç arkadaşla beraber Hatay’a gireceğim. Oradakilerle elele verip mücadeleye devam edeceğim.”
Atatürk bizzat ilgilendiği Hatay meselesi konusunda Fransa ile mekik diplomasi yürüttü. Suriye’nin tüm engellemelerine, karşı çıkmalarına rağmen Fransa- Türkiye Antlaşması imzalandı ve Milletler Cemiyetine sunuldu. Milletler Cemiyeti Hatay’da yapılacak plebisit (halkoylaması) niteliğindeki seçimi düzenlemek ve denetlemekle görevli bir komisyonun üyelerini 4 Ekim 1937’de seçti. Komisyon 20 Ekim’de İskenderun’a geldi.
29 Ekim 1937’de Romanya Başbakanı Tataresko’nun da hazır bulunduğu bulunduğu bir ortamda Fransa Büyükelçisi Panso’ya şunları söyledi:
“…Ben toprak büyütme dileklisi değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur. Ancak antlaşmaya dayanan hakkımızın isteyicisiyim; onu almazsam edemem. Büyük Millet Meclisi kürsüsünden milletime söz verdim, Hatay’ı alacağım. Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem onun huzuruna çıkamam; yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim; yenilmem, yenilirsem bir dakika yaşayamam. Bunu bilerek ve sözümü mutlaka yerine getireceğimi düşünerek benim dostluğumu lütfen bildiriniz ve doğrulayınız.”
İki dereceli seçim hazırlıklarının 15 Mayıs 1938’de başlamasıyla çatışmalar arttı. Yerli Jandarma ve polis Türk düşmanlarından oluşuyordu. Fransa sömürge yöneticileri Türkler ve onlarla işbirliği yapanlara karşı baskı ve şiddet eylemlerine koyuldular. Bu yüzden kargaşalar çıktı. Ölen ve yaralananlar oldu. Bu durum tüm sancağa yayıldı. Karşılıklı mitingler yapıldı.
Tam o günlerde Atatürk’ün öldüğü, ağır hasta olduğu haberleri Suriye gazetelerinde yayımlandı. Amaç Hatay meselesini kendi lehlerine çevirmekti. Bu duyum üzerine, doktorlarının şiddetle karşı çıkmasına rağmen Atatürk özel olarak hazırlanmış bir trenle bölgeye geldi. 24 Mayıs 1938’de Adana’da yaya ve topçu birliklerinin; 29 Mayıs günü ise Mersin’de coşkun bir karşılamadan sonra ordu birliklerinin geçit resmini izledi. Ayakta durarak yaptığı bu izleme Atatürk’ü sarstı. Son askeri birlikler koşarak önünden geçirildi. Amacına ulaşmış, sağ ve sağlıklı olduğunu dost düşman herkese göstermişti ama sağlığını riske sokmuştu. İstanbul’a dönüşünde hastalığı ağır seyretti. Beş ay sonraki vefatına kadar sağlık açısından sıkıntılı günler yaşadı. Hatay uğruna adeta ölümünü hızlandırdı.
4 Temmuz 1938’de Türkiye – Fransa dostluk Antlaşması imzalandı. Hatay’a her iki ülke 2.500’er kişilik askeri birlik göndererek güvenliği sağlayacaktı. 5 Temmuz’da Türk askeri halkın sevgi gösterileriyle şehre girdi.
Milletler Cemiyeti yapılacak halkoylamasının esaslarını belirlemiş, sadece Hatay doğumlu olanların oy kullanabileceği karar altına alınmıştı.
Suriye ve Türkiye Hükümetleri Hatay doğumlu vatandaşlarının oy kullanmak üzere bölgeye hareket etmelerini istedi. Antakya sokakları adeta insan kaynıyordu. Her iki ülkeden gelenler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Kaldırımlarda yatan Türklere bıçaklı saldırılar yapıldı.
Nihayet 22 – 31 Temmuz 1938 günleri arasında İskenderun, Antakya ve Kırıkhan’da seçimler yapıldı. Milletler Cemiyeti Denetleme Komisyonu İlk seçmen listelerine göre Hatay’daki toplam oy dağılımını şöyle açıkladı:
Türkler: 35.847.
Aleviler: 11.319.
Ermeniler: 5.504.
Sünni Araplar: 1.845.
Rum-Ortodoks: 2.098.
Diğer toplumlar: 395.
Buna Göre 40 Milletvekili dağılımı şöyle oldu:
Türkler: 22
Aleviler: 9
Ermeniler: 5
Sünni Araplar: 2
Rum-Ortodoks: 2
Hatay Millet Meclisi 2 Eylül’de toplanarak Tayfur Sökmen’i Hatay Devleti Cumhurbaşkanı seçti. Abdurrahman Melek Başbakanlık görevine getirildi. Anayasa kabul edildi. İskenderun Sancağı’nın adı “Hatay” olarak değiştirildi ve bir bayrak belirlendi. (Kimin Cumhurbaşkanı olacağına Atatürk karar vermişti. Ankara, Hatay Türk Devleti’nin bayrağını hazırlayarak ilgililere teslim etmişti.)
…
İkinci Dünya Savaşı’nın ayak sesleri gelirken, Türkiye’nin Hatay’ın anavatana katılması kararlılığı karşısında İngiltere ve Fransa, Türkiye’nin önemini dikkate alarak Akdeniz’de yeni bir savaşın önüne geçmek istediler. Her iki devlet ile ayrı ayrı belgeler imzalandı.
Nihayet 23 Haziran 1939 günü Hatay Millet Meclisinde yapılan konuşmalar, gösteriler sonucunda, oy birliği ile Türkiye’ye katılma kararı verildi. TBMM’de, 7 Temmuz 1939 günü çıkarılan bir kanunla Hatay İli kuruldu. Fransız birlikleri Hatay’dan çekildi.” şeklinde paylaşım yaptı.